30 Nisan 2013 Salı

boyaboyuna.com


             Eskiden sokakkültürü diye bir site vardı.Özellikle Ankara writerları mc'leri internet ortamında o forumda takılır hep birbirimizden haberdar olurduk.Büyüklerden yorum alabilmek için sketchlerimizi yüklerdik.Oradan tanışır duvarlara giderdik vs.Yani bir hip-hop ortamı vardı, birliktelik vardı.2 yıldır öyle bir birliktelik yok Ankara'da da hip-hop ortamı kalmadı zaten.Eskiden en azından haftada bir Ankara'nın bir yeri boyanırdı.
         
            Şimdi de böyle bir kıpırdanma var.Çizmeyi devam eden kardeşlerimizden stak böyle bir internet sitesi kurdu ve bizi birleştirdi sağolsun. www.boyaboyuna.com adıyla bir forumumuz var artık ve tekrar birbirimizden haberdar olup o eski ortamı tekrar kuracağız inşallah.

            Kaynaşmayı sağlamak için de bir sketch battle düzenlendi.Kelimemiz "boya" idi ve bizde elimizden geldiğince birşeyler çizdik.Çizmek gerçekten çok güzel birşey.Önce kurşun kalem ile iskelet ve stil.Stil oturduktan sonra pilot kalemle outline'lar.Daha sonra hangi blok tarzı yapacağına karar ver ve blokları çiz.Kağıda dakikalarca boş boş bak nasıl boyasam hangi renkleri kullansam diye.En son birinde karar kıl ve kağıda boyayı sür.Boyadan sonra second line'ı çiz.Yapacaksan arka plan yap ve en son mutlu bir şekilde tag'ini at.Selametle.

24 Nisan 2013 Çarşamba

Her şey gözümüzün önünde


Herşey gözümüzün önünde olup bitiyor. Söylenecek o kadar çok şey var ki.

Alevisi sünniye, Ermeni'si Türk'e, Türk'ü Kürd'e, sağcısı solcuya düşman.

Akademisyenler ilimlerinden mağrur, sözde aydınlar kibir deryasına dalmış halkı küçümsemekte.

Müslümanlık debbağın dövdüğü gön misali herkes çekmiş bir ucundan önüne gelen parçayı döğmekte. Bir "dincilik" furyası ki almış yürüyor. İslam sancaktarı millet dedesinin davasını unutmuş okullardaki din dersine, sokaklardaki cami sayısına takar olmuş.

Millet desen on fırka bin fırka onbin fırka, tarihinin en kafası karışık dönemini yaşıyor. Sağcı, solcu, liberal, milliyetçi, ülkücü, muhafazakar, demokrat, cumhuriyetçi, sosyal demokrat, sosyalist, komünist, özerkçi, faşist, dinci, kemalist, cemaatçi, ulusalcı...Bunların binlerce kombinasyonu ve türevi daha...

Memlekette bir "intikam" ve "temizlik" operasyonu. Ona paralel olarak teröristbaşının hapisten çıkması "tartışma konusu" olabilecek duruma gelinmiş.

Öğrenciler heyecanlarından kullanılmaya açık. Kafalarından ziyade elleri çalışır vaziyette. Dinlemeden ziyade konuşma revaçta.

İnsanların bile değerini belirleyen mehenk para olmuş.

Bakkal Niyazi amca bile telefonunun dinlendiğinden şüpheli.

Zengini zenginliğinden, yoksulu yoksulluğundan bencil.

Bilen bildiğinden bilmeyen bilmediğinden kör cahil.


Ve biz umud edenlerdeniz. Allah'tan ümit kesilmez diyenlerdeniz. Bir gün... Bir gün bu millet kalkacak, üzerindeki kiri temizleyecek, pislikleri atacak ve hak ettiği devlet gücüne kavuşacak. Hatırladığı, özlediği, ah çektiği eski günlerine nispet yaparcasına Fatih'ler, Yavuz'lar yetiştirecek. İnanıyoruz, inanıyoruz ve bu binlerce kilo yükü kaldırmaya çalışıyoruz, omuzlarımızın üstünde yükselmesini istiyoruz. Bu karanlığın aydınlanması için yanan mum olmaya çalışıyoruz. Belki bizim ateşimizle o kutlu yangın çıkmayacak ama en azından ateşimiz sönmeyecek.

Allah bizi muvaffak etsin .Ben ve benim gibi düşünenleri, mürşitlerimi, yoldaşlarımı...

14 Nisan 2013 Pazar

İyi günler


              Eskiden en azından haftada bir resim çizerdim bu üsttekinden daha çok vakit harcanmış, renkli, özenli. Muhtemelen aylardır ilk defa kalemi elime aldım ve ortaya böyle birşey çıktı.

              Burada graffitinin felsefesini yapacak değilim size ama masanın üzerinde kurşun kalem silgi ve defter olduğu halde saatlerce bir çizgiye uğraştığın zaman insan sıkıntılarını bir süreliğine unutuyor. İnşallah devamı gelir arayı çok açmam da elimin hamlığı biraz gider. Herkese iyi günler.

18 Mart 2013 Pazartesi

Utanıyorum


                20 yaşındayım.Çocukluktan, dünyayı heyecan perdesinden görmeyi yeni yeni bırakıyorum ve etrafa bakıyorum.Gördüklerimse üzücü.Bana çaresizliği hatırlatıyor ve hicap duyuruyor.
               
                Utanç duyuyorum.Gördüğüm duyduğum herşeyden.Görmemek için yere bakıyorum ve duymamak için düşünüyorum.Düşündükçe nedenleri daha iyi anlıyorum ancak sonuca varamıyorum çözüm üretemiyorum.Bundan çok utanıyorum.
               
                Kantinde sürekli maruz kaldığımız pankart ve afiş tacizine alıştık.Yüreğime dokunanı kantine ve amfiye girip çıkarken -afişten nasibini almamış tek duvar olmadığı için- tavandan sarkıtılan kürtçe bildirilerin altından geçmek ve çarpmamak için başını eğmek zorunda kalmak.O afişleri yırtamadığım ayağımın altına alıp çiğneyemediğim için çok utanıyorum.Özür dilerim.
               
                Ana koridorda kıçıkırık bir laptopda sesi hoparlöre verilmiş bangır bangır çalınan kürtçe müziği susturamadığım laptopuda hoparlörüde yere çalıp parçalayamadığım, önünde gerillalar gibi halay çeken iki kıza iki tokat vuramadığım için utanıyorum.
               
                Sempozyumda hiç yoktan saldırı düzenleyen, kız arkadaşlarımı korkutan ağlatan, erkek kardeşlerimi tehditle okula sokmayan topluluğa ses çıkaramadığım için utanıyorum.18 Mart anma etkinliklerini basan yakan yıkan yağma eden soysuz çapulcuları kovalayamadığımız için utanıyorum.
               
                60 ve 70'lerde içinde terörist saklanan, rehine tutulan; polise, jandarmaya , askere gözünü kırpmadan kurşun sıkan öğrencileri barındıran okulun bu faaliyetlerini şu an direniş olarak yorumlayan, o ruha diriltmeye çalışıp o ruhla gurur duyan öğrencilerin olduğu, tek bildiği içip gezmek olan bir nesilde olmaktan ve acizliğimden utanıyorum.
               
                Allah hepimizi, benim gibi düşünenleri affetsin.Okullarda binlerce arslan bir avuç köpeğe karşı birleşip kükreyemediğimiz için.Tek kalıp sessiz kaldığımız için.
               
                Diyor ya Muhsin Yazıcıoğlu:
               
                Allah hepimizi affetsin, bu millet Türk milleti olamaz
                Türk milleti İslama bu kadar cahil kalamaz
                ...           
                Bu ne düşmanlıktır kardeşim yazdıkça yüreğim kanıyor

17 Mart 2013 Pazar

Ne halleri varsa görsünler


                Aşk gayesiz insanlar içindir."Nerde acaba, şu an napıyo, kimin kollarında, o da beni düşünüyor mu" kimin umrunda.O elinde ellilik bira bardağıyla karşısında açık açık flört ettiği oğlancıkla beraber "bu mekan güzel de müzikler biraz bayık sanki" sohbetleri yapmaya devam etsin, ben ve biz odasının her tarafını okunmuş sonsözü yazılmış kitaplarla doldurmaya çalışırken huzurluyuz.Amacımız varki ne kadar daha az uyuyabiliriz de bilgi deryasından bir damla daha nasipleniriz derken, onlar ne kadar daha içki içebiliriz de beynimizi uyuşturup yaptığımız ahlaksızlıkları meşru hale getirebiliriz derdindeler.Gördükçe kaşlarımızın çatılmasının sebebi değildir kıskançlık.İğrenç ve mutlu görüntünün altındaki o melankolik bohem hayata bir katre gıpta duymayız ki kıskanalım.Sebep üzüntüdür onlar adına.Başkasının günahına ağlayan adam gibi.Sebep acziyettir.Hem onların ki hem sağlam duramadığımızdan kendimizinki.Aşkla bu eylemleri yan yana konuştuğumuz için.

                Diyemiyoruz ki ne halleri varsa görsünler.Günahlarının karşılıklarını alırlar nasıl olsa bırakınız yapsınlar diyemem.Zerre kadar katlandığım onu düşünme süresi için onu birazcık önemli görüp güzel sıfatlara layık bulduğum için diyemem ne halleri varsa görsünler.Görmesinler.Acizliğimin ve onun tabiriyle zayıf karakterliliğimin göstergesidir ve kabulumdur.Kapatılsın bütün meyhaneler.Onları da beni de günaha sokmamak için yeterli param olsaydı alırdım kolonya dahil içinde alkol bulunan bütün içecekleri.Sabır sınavımıza katlanmak için yapamıyoruz tabi ki.Olsun.Aşk bunlara gebe.Sürekli kafa dalgınlığı sonu olmayan düşünceler cart curt.O yüzden idealleri olan ülküsü olan insan aşık olmaz bu zırvalarla harcayacak vakti olmaz.Kendini terbiye etmiştir benliğin boş arzularına acıkmaz artık.Dünyevi, cismani aşkı aramamak dileğiyle.Sadakatimiz yalnız fikire bilgiye olsun.Bağlılığımız değerlerimize olsun.Karıya kıza değil.Boşver evlenirsin nasılsa.

7 Mart 2013 Perşembe

Ata'm de


            
                Mete Han gibi birine atam de ki M.Ö. 200'lerden beri bütün dünya orduları onun kurduğu düzenli onluk sisteme göre olsun.Bütün cihana askerlik sanatını öğretmiş olsun.Attila gibi birine atam de.De ki atam dediğin kişi "Tanrının kırbacı" yakıştırmasına layık olsun.Roma'ya bütün avrupaya kök söktüren biri olsun.Atam de.De kardeşim yüksek sesle söyle korkma kınarlarsa kınasınlar seni.Sen bismillah dedin atam demeden önce.Sırtını Allah'a verdin korkma hiçbirşeyden hiçbir insandan.Sen ev sahibinin arkadaşısın sahibin halifesisin korkma utanma bağırarak söyle.Atam Hunlar Göktürkler de.Kendisinin 50 katı nüfusa sahip bir millete binlerce kilometrelik duvar ördürten bir millet çünkü senin atan.Kanın deli akar senin.Gocunma atalarından mirasdır.Orta Asya dar geldi onlara kafkasyaya avrupaya mezopotamyaya aktılar akın akın.Dört duvarın sana dar gelmesi normaldir.Çık gez yürü çünkü görmediğin bilmediğin yer senin değildir.Çekinme Göktürk benim atam demekten.Onlar ki başbuğlar Kür Şad olan nesillerdir.40 yıl zor dayandılar istiklal hasretine Kür Şad atam dahil 40 çeriyle bastılar 1000 muhafızlı Çin sarayını.Arslanlar gibi bozkurtlar gibi çarpıştılar da misillerini de yıkmadan devrilmediler yere.

                Satuk Buğra'ya Gazneli Mahmut'a atam de.İsimlerini che kadar castro kadar duymamışsındır belki ama atandır.Biri İslam'ı ilk kabul eden hakan diğeri ise Hindistanı İslamlaştırmaya gönül bağlamış büyüğümüzdür ruhları şad olsun Allah rahmet eylesin.Tuğrul atam Çağrı atam.Ah bir görseydim yiğit yüzlerini.Ordularında vasıfsız bir çeri olsaydım.Çağrı Bey'imin akıncı kollarında kavmimden Anadoluma ilk ayak basanlardan olsaydım.Onlar ki bir atın iki kulağı gibiydiler.Çağrı Bey'imin oğlu Alpaslan atam.Keşke taş olsaydı o hançeri taşıyan şerefsiz haşhaşi.Çok erken geldi Alpaslan atamın eceli.Atam de en çok Alpaslan atama atam de.Onlar için değil kendin için.Övün gururlan gözlerinden yaşlar boşansın isimlerini her duyduğunda utançtan hicaptan.1000 yıl önce Alpaslan atamın misliyle Bizans ordusunu hallaç pamuğu gibi atarak ordu başlarını esir ederek aldığı Malazgirt ovasını kanla boyayarak aldığı o anadoluda birilerinin hak iddia etmesine göz yumduğun için ses çıkartmadığın için zulme baş kaldırmadığın için utan onlardan.Nasıl bakacaksın ahirette yüzlerine.Düşün.Sonra atam de içten ve sonra sevin.Titre.Titre ve sonra kendine dön.Atalarına dön onların miraslarının bilinciyle yaşa.Afşın atam gibi ol.Başbuğunun bir tek sözüne hayatında daha görmediğin denize kılıç değdirmeye git.Sevdiğini ananı babanı geride bırak Afşın Bey atam gibi.Sırf millet için.Ersagun Bey atam gibi.O önemsemedi bütün milleti tarafından hain olarak anılmayı.Başbuğunun tek bir lafıyla hain yaftasını yapıştırdı kendine girdi Bizansa Selçuktan size sığındım hristiyan oldum dedi içi kan ağlayarak ama milleti için tek tereddüt göstermeden.Milleti onu hain bildi ama o milleti için hain damgası yemeyi kabul etti.Sense "Ben Türkoğlu Türk'üm" desem bana kötü gözle bakarlar mı diye düşün.Hiç düşünmez misin niye yaşarım şerefim haysiyetim olan geçmişimi tek kalemde silersem diye.Düşün kardeş düşün en çok da göğsünü gere gere "Atam" de.

                Süleyman Şah atam.Kılıç Arslan atam.Kutlamış oğulları.Allah onlara rahmet etsin.Süleyman Şah'ım emrinde merkezden büyük ordusu, altında koskoca anadolu onun mülkü ama bir kez bile düşünmedi Melikşah'ına hükümdarı velinimetide başkaldırıp isyankar olmayı.Nefsine yenik düşmedi Allah korkusu vardı içinde bildi eğer o güveni boşa çıkartırsa Allah onu görür bilir hainliğini cezalandırır öbür dünyada.Verilen yetkiler askerler ordular milleti için kullanılmalı.Bildi Süleyman Şah'ım.Kılıç Arslan atam.Bütün avrupa şövalyeleri gençleri çapulcuları 600.000 kişi dile kolay.Yürüdüler Anadoluya.Vurup geçeceklerdi güya.İstanbuldan girdiler altı yüz bin kişi.Hatay'a İskenderun'a inene kadar eridiler bittiler.Kılıç Arslan beton bir yumruk gibi çarptı onlara.Gece baskınlarıyla vur kaçlarla gerilla savaşıyla.Kolay değil öyle aldığımızı bedavaya vermek.Neyle aldıysak o toprakları ancak aynı değerle geri veririz.

                En büyük darbeyide kendi soyumuz amcaoğlumuz halaoğlumuz vurdu bize.Harezm diyarından bir vurdu moğol.Selçuklu neye uğradığını şaşırdı.Ama o da o kadar kolay değil.Ahmet Yeseviler var.Yesevi talebeleri var Anadolunun dört bir yanında.Bedene vurdun bıçağıda ruha işler mi demir.İşlemedi de zaten.Şer hayırlara vesile oldu ve kuruldu Osmanoğlu.Bir gece görülen rüya ve çift başlı kartalın dünyaya hakim oluşu.Canlar feda olsun öyle rüyaya.Oldu da...

                Osman Bey atam görmeyecek de ben mi göreceğim bu günahkar ruhumla.O ki Edebali Şeyhimden Malhun Hatun'u istemeye gittiğinde kaldığı misafir odasında Kur'an-ı Kerimin önünde ayaklarını uzatıp da uyuyamamıştı.Keşke o çok istediği Bursa'nın fethini görseydi.Allah'ın takdiri...Atam de, bütün vücudun titreyerek gözlerinden yaşlar boşanarak atam de Fatih'e Yavuz'a Kanuni'ye.Cihada adanmış ömürler.Devlet için millet için 1000 yıl sonrasını düşünerek öldürülen kardeşler.Vur bakalım kardeşine şöyle okkalı bir yumruk.Yapabilir misin?İsteyerek hoşnut olarak mı yaptı atalarım.Allah onlardan sabırlarından razı olsun.Onlar düşündüler bin yıl sonrasını.Sense en azından yarın için bir plan yaptın devlet millet düşünerek?"Bizim kudretimizin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz."Gemileri karadan yürüttü Fatih atam.Hayallerin ulaştı mı?Hemde 500 yıl öncesi.Muhasara altındaki bir şehrin tam ortasından ve kimseyi uyandırmadan.Çünkü ya o alacaktı İstanbulu, ya da İstanbul onu.Bütün dünyanın gözbebeğini hediye etti Fatih atam nesline.Ömrü vefa etseydi İtalya'da papaya götürecekti tebliği ancak Allah'ın takdiri..Yavuz atam Kanuni atam.Tarih gördü mü acaba böyle bir baba-oğul.Anlatmaya kalemler kağıtlar anlamaya gözler kulaklar yetmez.Kanuni Sultanım.24000 adaya hakim Açe sultanı dedi biz tabiyiz sana.Daha yüzünü bile görmemişken.Selim oğlu Yavuz atam.Ahirette önünde elpençe divan dursam Allah nasib ederse...

                Sana daha kaç tanesinden bahsetmemi istersin utanmaman için.Barbarosu bilir misin?Akdenizde denizciyken Cezayiri fethetti gönüllüleriyle de zerre gurur yapmadan Osmanlı'ya verdi.Osmanlı'nın kaptan-ı deryalığını Cezayir sultanlığından üst tuttu.Piri Reis, Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlana, Fuzuli, Evliya Çelebi, Nene Hatun, II. Abdülhamit, Bilge Kağan, İbn-i Sina, Dede Korkut, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Ali Kuşçu, Uluğ Bey, Mimar Sinan, Itri, II. Mahmut, III. Selim, Osman Hamdi Bey, Kazım Karabekir, Mustafa Kemal Atatürk onlarca, yüzlerce...

                Redd-i miras yapma tarihinden utanma geçmişini atma bir kenara.Tek servetin o.İnandığın değerlerin dayanağı onlar.Onlar olmalı.Bağır benim atalarım benim ceddim diye.Kimse susturamasın.Dil uzatanların kötü söz söyleyenlerin vur ağzına indir Büyük Osmanlı'mın tokadını çekinme.İstiyorlar çünkü, eskiyi yok etmek istiyorlar.Bütün kurumları tasviye etmek sana geçmiş her bir gününü unutturmak istiyorlar.Allah peygamber aşkına unutma bu tek dayanağın bu en temel.Ve asla ama asla umudunu kaybetme.Güçlü dur sağlam dur hiçbirşey yapamazlar sen yeter ki tevekkül et.1911'den 1922'ye kadar çoğu Atatürk önderliğinde yapılan savaşlarda kimlere karşı savaşıp da dimdik ayağa kalktığımızı sana saymamı ister misin.İtalya, Karadağ, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan, İngiltere, Fransa, Rusya, Romanya, Ermenistan, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Güney Afrika...Listenin eksikliği için özür dilerim.Ama bence bu kadarı bile sana cesaret vermiştir.Tek başımıza savaştık.Benim atalarım tek başına savaştı bu kadarıyla ve dimdik ayağa kalktı.Tıpkı Fatih Ata'mın aynı anda yirmi küsür devletle tek başına savaş edip gücünden bir damla bile kaybetmeden nesline bir cihan devleti miras bırakması gibi...

              İşte bunlar için Ata'm de hepsine.Çekinme...Kavmini sevmekten dolayı kimse suçlanamaz.Tanımı hakkında o kadar tartışılan Türk milliyetçiliğinin esası özü benim için budur.

10 Şubat 2013 Pazar

Ermeni Sorunu ve Tehcir

                2010'lu yıllardan 2020li yıllara kadar Türkiye ağır bir duygusal  sınavdan geçmeye mahkum.Bu durum 1912 Balkan Harbi'nin 100. yıl dönümüyle başladı ve halifeliğin kaldırılması gibi kökten devrimlerin 100. yıldönümlerine kadar sürüp gidecek.Ama her zamanki gibi Türk milleti kendi acısını sineye çeker duyurmaz.Nitekim Balkan Harbinin yıldönümünde de böyle olmuştur.Milletten gelen ne bir acı çığlığı ne bir iç çekiş duyuldu o acıları yaşayanlardan.400 yıllık anavatanlarını bırakıp da anadoluya göç etmek zorunda kalanlardan hiçbir serzeniş işitilmedi.Ne kendi ülkelerine ne de savaşı açan milletlere karşı.

                Şahsi kanaatim o yöndedir ki bu sancılı geçeceğini düşündüğüm 10 yılın en zor halkası 1915 tehcirinin yıl dönümü olan 2015 yılı olacaktır.Diasporanın faaliyetleri sonucu ülke zor duruma düşecek uluslararası manada baskıya uğrayacaktır.Bu süreçten sağlam ve başı dik çıkmak lazım gelir.Ermenilerin gelecek olan taleplerine karşı önlemler şimdiden alınmalı ve uluslararası camiada onların aksine bir kamuoyu oluşturmak elzemdir.Türkiyenin girişimleri milletlerarası bir komisyon oluşturulup tarafsız bir biçimde belgelerle, arşivlerle toplu mezarlarla bu sözde soykırım sorununun bir sonuca bağlanması yönündedir ancak ellerinde hiçbir belge olmadığı için diaspora ve Ermenistan devleti bu çözüm önerisine sıcak bakmamaktadır.

                E mademki bu tarafsız komisyonu tek taraflı oluşturacak ve Amerika Fransa İsviçre gibi diasporayı destekleyen devletleri etkileyecek gücün kuvvetin yok o zaman sorumluluğu tarihçilerin almalı.Allah'a şükür memleket tarihçiye aç değil.Tarihçilerimiz bu konu üzerine eğilip kitaplar yazsa arşivleri karıştırsa, gazetecilerimiz köşelerini boşluklarla magazin zırvalarıyla ve üç günlük gündemlerle doldurmayıp milletimiz üzerinde kamuoyu oluşturmaya çalışsa?Hani belki bunlarla büyük devletleri etkilemezsin ama kendi insanını kazanabilirsin belki.Hiç yoktan boş oturup baskıları beklemekten iyidir değil mi?

                Bu yazı akademik bir yazı değil ancak düşüncelerimizi desteklemek için soykırım iddiasının çıkışına ülkedeki ermeni sorununun kökenine inip en azından yüzeysel olarak önyargılardan uzak bir biçimde bakmak lazım.Buyrun bakalım:

                1828 Osmanlı-Rus Savaşı Ermeni meselesinin ilk ortaya çıktığı olaydır.Daha sonra 1877-78 Osmanlı Rus harbi Ermeni meselesinin iyice baş gösterdiği uluslararası anlamda sorun olduğu savaştır.Savaş esnasında Rus orduları Erzurum Kars taraflarına kadar geldi.Bölgede ermeni halktan destek gördü.Yani anlayacağınız aynı apartmanda aynı mahallede yaşayan halktan biri Türk bayrağıyla direnirken bir diğeri de eline Rus bayrağı alıp komşusunun evini yaktı.400 yıl beraber yaşadığı komşusunun evini ihbar etti.Daha dün beraber çay içtikleri komşusunun evindeki gizli altını mücevheri gösterdi.Kızlarını karılarını Rus subaylara teslim etti.Çeteler kurup bozgunculuk yaptı...Tabi ki yıllarca millet-i sadıka diye anılan Ermeni halkının o dönemlerden itibaren hıyanetinde bir neden aramak gerekir.Bu neden Rus etkisinde bulunan Ortodoks Ermeni kilisesinin faaliyetleri, Rus casusların bozguncu uygulamaları balkanlardaki halkların özerklik ve bağımsızlıklarını kazanmaları sonucu bağımsızlık isteği olarak anlatılabilir.

                93 Harbinin Osmanlı için hem doğu hem batıda ne kadar yıkıcı ve acı bir savaş olduğu malumdur.O yüzden bu anlatılanlar basit romantik laflardan öte gerçeği ifade eder.Akademik bir yazı olmadığını baştan belirttim o yüzden kaynak, dipnot vermiyorum.Herhangi bir yerde yanlışım olduğunu düşünenler araştırıp yanlışımı bana da gösterebilirler.

                93 Harbi sonucunda Osmanlı için gerçekten ağır sonuçlar doğuran Ayestefanos antlaşması Osmanlı heyeti tarafından kabul edildi ancak bu anlaşmayı ne Abdülhamit onayladı ne de Rusya'nın bu kadar güçlenmesi İngiltere'nin hoşuna gitti.Dolayısıyla antlaşma uygulama alanı bulamadı.Ayestefanos anlaşması Osmanlı döneminde Sevr ile beraber ölü doğan iki anlaşmadan biridir.Ancak bu anlaşmanın ölü doğması bize kıbrısa mal olmuştur.Neyse konumuz bu değil..Von Bismarck'ın başkanlığında Berlin'de yapılan toplantıda Ayestefanosa göre nispeten daha hafif yaptırımlara haiz Berlin anlaşması imzalandı.

                Bu anlaşmaların Ermeni sorunu bakımından önemleri şuradan ileri gelirki: 93 Harbi sırasından doğu anadoluda Ermenilerin Türkler üzerindeki psikolojik ve cebri faaliyetlerine değinmiştik.Hatta bu faaliyetler için şimdi sözde Ermeni soykırımını savunan Fransa'nın o dönem ki komutanlarından Romieu Fransa savaş bakanlığına gönderdiği raporunda 1878 ve ilerleyen yıllarda Ermeni çetelerinin Türklere karşı terörist faaliyetlerde bulunduklarını ve nefret beslediklerini belirtmiştir.Anlaşmalara dönecek olursak uygulanmayan Ayestefanos anlaşmasının 16. maddesinde:

                "Ermenistan'dan Rusya askerinin istilası altında bulunup Osmanlı Devletine verilmesi gereken yerlerin boşaltılması oralarda iki devletin dostane ilişkilerinde zararlı karışıklıklara yol açabileceğinden Osmanlı Devleti Ermenilerin barındığı eyaletlerde mahalli menfaatlerin gerektirdiği ıslahat ve düzenlemeyi vakit kaybetmeksizin yapmayı ve Ermenilerin Kürtlere ve Çerkezlere karşı güvenliklerini sağlamayı garanti eder"

                Berlin anlaşmasının 61. maddesi Ayestefanos'un 16. maddesini şu hükümle değiştirmiştir:

                "Osmanlı hükümeti, halkı Ermeni olan eyaletlerde mahalli ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı yapmayı ve Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere karşı huzur ve güvenliklerini garanti etmeyi taahhüt eder ve bu konuda alınacak tedbirleri devletlere bildireceğinden, bu devletler söz konusu tedbirlerin uygulanmasını gözeteceklerdir."

                Ruslardan bağımsızlık en azından özerklik bekleyen Ermenileri pek de tatmin etmeyen bu maddeler yinede Ayestefanos'da Ermenistan kelimesinin kullanılması 61. maddede ise Ermenilerin güvenliğinin diğer devletlerin gözetiminde olması, yinede Osmanlı açısından gurur zedeleyici maddelerdir.Ve 1828 Osmanlı Rus savaşında yine aynı olaylara yol açan ermeni sorununun bu sefer uluslararası boyut kazanmasıdır esas sorun.

                1887 yılında sosyalist ılımlı militan Hınçak Cenevrede 1890'da ise Tifliste aşırı, terör, isyan yanlısı Taşnak kurdurulmuştur.
                İlk isyan 1890'daki Erzurumda gerçekleşmiştir.Bunu yine aynı yıl meydana gelen Kumkapı gösterisi, 1892-93'te Kayseri Yozgat Çorum ve Merzifon olayları 1894'te Sasun isyanı babıali gösterisi ve Zeytun isyanı 1896'da Van isyanı ve Osmanlı bankasının işgali 1903'de ikinci Sasun isyanı 1905'te Sultan Abdülhamide suikast girişimi ve nihayet  1909'da gerçekleşen Adana isyanı izlemiştir 1914'de Zeytun'da 100, 1915 Van olaylarında 3000, ve 1914-15 Muş olaylarında 20000 Türk; Ermeni mezalimi sonucu hayatlarını kaybetmiştir.
                Ve Osmanlı bu olaylar esnasında tarihinin en kanlı, en acı dönemine girmişti.1912 yılından başlayıp 1922'de sona eren 10 yıl süren Birinci Dünya Savaşı bizim için başlamıştı.Ölüm kalım mücadelesine girmiş tarih sahnesinden silinmeye direnen Osmanlı Devleti bir de içeride sadık milletinden tokat yiyordu.Konya'da Trabzon'da nice isyanlar Osmanlı kuvvetlerince bastırıldı nice silahlar ele geçirildi.





                Ermenilerin taşkınlıklarından bıkan halk sopayı kazmayı alıp tüfekli tabancalı Ermenileri kovalamıştı İstanbulda.600 Ermeni militanın etkisiz hale getirilmesi bize 1200-1300 vatandaşımıza mal olmuştu.Bize bunun hesabını sormaya kalkan İngiliz elçisine Abdülhamit Ermenilerden ele geçen silahları gösterip susturmuştu.

                Bu ve buna benzer onlarca olaylar esnasında ülke Birinci Dünya Savaşına girmiş yedi düvelle çarpışıyordu.Ölüm kalım mücadelesi veren köklü devletimiz içeride artık Ermeni zulmünden bıkmış vaziyettedir.Durumu kurtarmak ve içeride bir ihtilale mahal vermemek için Cemal ve Talat paşalar çok zor bir karar vermiş ve 1915 Tehcir yasasını çıkartmışlardır.

                Anadolunun Osmanlı ülkesinin dört bir yanından sayısı ihtilafta olan ancak ortalama rakamlarla 400 000 Ermeni toplanıp Osmanlının o dönem ki savaştan uzak bölgesi olan Halep taraflarına gönderilmesi kararıdır Tehcir yasası.Çok zor bir karardır.Ancak zorunlu alınmış bir karardır.Kararın neden alındığına bakmak gerekir.1828'lerden beri 80-85 yıldır sabredilen bir terör söz konusudur ülkede.Yedi düvelle çarpışırken Osmanlının bir de içerideki terörle uğraşacak ne maddi ne askeri durumu vardır.Tekrar ve tekrar söylüyorum zorunlu alınan çok zor bir karardır tehcir yasası.

                Ülkenin dört bir yanından toplanan 400 000 Ermeni kafileler halinde Halep'e doğru göçe zorlanmıştır.Dönemin şartları gereği ülkenin o fakirliğinde yolda tifüs gibi bulaşıcı hastalıkların baş göstermesi açlık gibi sebeplerle insanlar ölmüştür.Asker kaçağı binlerce Türk ve Kürdün bu kafilelere baskın vermesi ve Ermenileri kırması gibi tatsız olaylarda meydana gelmiştir.Dolayısıyla bu 400 000 göçmenin tamamı Halep'e ulaşamamıştır elbet.

                Devletin yol güvenliğini sağlayamaması durumu da vardır tabi ki.Ancak zamanı iyi değerlendirmek gerekir.Tarihi olayları yorumlarken günümüz şartlarına göre tavır alamayız.Osmanlı'nın içinde bulunduğu durum belki de Türk tarihinin en kara dönemiydi.Trablusgarp ve Balkan Savaşları'ndan henüz çıkmış 1. Dünya Savaşı'nın içerisinde fakir ve yıkılmak üzere bir devlet ölüm kalım mücadelesi veriyor.1 milyon 950 bin civarı ordumuz mevcut bunun 300 bin civarı kaçmış dağda ovada eşkiyalık yapıyor.Hangi kuvvetle iç asayişi sağlayağız ve hangi kuvvetle göçmen Ermenileri koruyacağız.

                "Eğer kuvvetin yoksa tehcir yasasını çıkarmasaydın" gibi bir argüman gerçekten saçma olur.Bütün yazı boyunca tekrar ettiğimiz artık devletin tahammülünün kalmadığı ve zorunda kaldığı gerçeğini tekrar etmek zorunda kalmayalım.

                Ayrıca Osmanlı'nın sistemli bir soykırım politikası izlemesi tehcirden çok daha kolay olurdu eğer böyle birşey yapsaydı.Trabzon'dan Konya'dan Muş'dan Van'dan İstanbul'dan Ermenileri toplayıp Halep'te birleştireceğine hepsini olduğu yerde öldürürdü ve savaş zamanıydı deyip işin içinden de çıkabilirdi.Tehcire zorlamak hem devlet için daha zor hemde daha masraflı bir iş olurdu diğerinden.

                Tehcir olayından sonra ise Ermenilerle gerçekten savaşan bir Türkiye var karşımızda.1828 Osmanlı Rus harbinde, 93 Harbinde içeriden devletine darbe vurmaya kalkan Ermeni ile Kurtuluş Savaşı'nda son ve gerçek savaşımızı verdik.Kazım Karabekir'in 80 000 kişilik ordusuna karşı cephede silahlı 130 000 kişilik Ermeni ordusu mevcut.Kim Ermeni'nin masumluğundan söz edebilir böyle bir durumda.

                Kurtuluş savaşından sonra da Taşnak terör örgütü yenildiğini kabul etmiş ve çekilmiştir.1960'lara kadar da ülkede Ermeni sorunu diye bir sorun gündeme gelmemiş.Ta ki 90 yaşında şizofren bir Ermeninin Los Angeles'da iki diplomatımızı öldürüp daha sonra kendi kafasına sıkana kadar.Bu olaydan sonra da ASALA örgütü ülkemizin başına bela olmaya başlamıştır.

                100 yılı aşkın süredir kendilerinin büyük devletlerce kullanıldığının farkında olmayan belki de farkında olup da işlerine böyle geldiği için eyvallah çeken Ermenileri  20. yüzyılda ASALA adı altında kullananlar; işleri bitince kendi elleriyle bu örgütü bize Yunanistanın NATO'ya girmesine evet oyumuz karşılığında teslim ettiler.ASALA terörü de böylece bitti.ASALA meselesine derinlemesine girmiyorum şimdilik.Belki bu da başka bir yazının konusu olur.

                Umarım tehcir meselesi hakkındaki nacizane düşüncelerimi size anlatabilmişimdir.Umarım sıkmamışımdır ancak tekrar ve tekrar söylemek istiyorum ki tehcir çok ama çok acı bir olaydır.Kurunun yanında yaş da yanmıştır ve alınması çok ama çok zor bir karardır.1820'lerden bu yana bu milletin başına bela olan ermeni terörüne gösterilen sabır ve sebat takdir edilmesi gereken bir davranıştır.Bizim onları yargılamamız ne kadar doğru ne kadar sevap ne kadar günah bilemem ama günümüzde el atılması gereken bir mesele olduğu kesin.

                Son olarak anlayamadığım nokta ise şu.19. yüzyıldan bu yana büyük devletler düşmanlarını güçsüz duruma düşürmek için devlet içerisindeki etnik grupları kullanmışlardır.İngiltere ve Rusya Ermenilerden sonuna kadar yararlandılar.Abdülhamit IRA'dan yararlandı şu anda da herkesin bilindiği üzere Kürtlerden yararlanılıyor.Yani bu kadar mı insanların kafası çalışmıyor.Kullanılmaya insanlar nasıl razı olur hele ki milliyetçi bir ideoloji benimserken.Yazık Türkiye'ye ki hala böyle küçük sorunlarla uğraşmak durumunda.

                Ermenilerin kendileri de biliyor soykırımın yalan olduğunu.Gelin oturalım tartışalım bakalım var mı yok mu dendiğinde yanaşmıyorlar tek bildikleri 4T denilen istek planı.E tabi günümüzde yapılması gereken bu; mertlik değil para yoluyla devletleri dize getirip devlet politikalarını yönetmek, ısrar ve tehdit yoluyla görüşleri empoze etmek.Baktığın zaman 3 milyonluk Ermenistan dış dünyaya açılmak için Türkiye devletine ve sınır kapısına muhtaç.Ancak yıllarca yönettiğimiz o halk şu anda bizden hesap soruyor.Gerçekten acı.

                Sözde soykırımı kabul etsek bile dünya üzerinde hiçbir yerde savaş zamanı yapılan bir uygulamanın hesabı 100 yıl sonraki halktan sorulmamıştır sorulamazda zaten.Şu anki Yahudilerin şu anki Almanlara herhangi bir düşmanlığı olduğu görülmüş duyulmuş şey midir?Amerikanın esas sahipleri olan Kızılderililer'den şu anda kıtada yok denecek kadar az kalmıştır ancak hesabını kim soruyor.Ermenistan'ın Karabağ'daki katliamlarından kimler haberdar?Doğu türkistan'da yapılan Çin zulmü kimin umrunda?

                Hadi diyelim ki Türkün düşmanı fazla her türlü pislik üstümüze atılır durumda çıkar çatışmaları sonucu.Peki bu ülkenin kendi evlatları özbeöz türk oğlu türk o niye atar bize bu pisliği?Modern olmak adına çağdaş eşitlikçi olma adına mı kabul eder bu sözde soykırımı."Hiç inkar etmeyelim öldürmüşüz bizde" cümlesini nasıl içi alır da midesi bulanmadan söyleyebilir hemde pis pis sırıtarak.Ahirette o zulüm görmüş atamızın ninemizin yüzüne nasıl bakar.Gece yattığında burada benim anlatamayacağım kadar terbiyesizce ahlaksızca öldürülen işkence edilen toplu katliamlar yaşatılan halkım milletim gözünün önüne gelmez mi?Vicdanına şu kadarda sızlamaz mı o çağdaş modern eşitlikçi arkadaşın?neyse...

                Şu anda 4T'nin tanıtma ve tanınma politikaları üzerinde yoğunlaşmaktalar.2015 ve sonrasında toprak ve tazminat taleplerinede hazırlıklı olmamız gerekmekte...

                Söyleyeceklerim bu kadar.İlk yazımda bilmeyerek yalan veya yanlış şeyler söylediysem Allah affetsin.